Sosyal Hizmet Emekçileri Neden Yıpranma Payı Kapsamı Dışında?
Sosyal Hizmet Emekçileri Neden Yıpranma Payı Kapsamı Dışında?
Türkiye’de bazı meslek gruplarına erken emeklilik imkânı sağlayan Fiili Hizmet Süresi Zammı (yıpranma payı) uygulamasının kapsamının genişletilmesi, kamuoyunda yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Yapılan düzenlemelerle sağlık çalışanları, basın mensupları, itfaiyeciler ve ağır sanayi işçileri gibi birçok meslek grubu bu haktan yararlanabilirken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde görev yapan sosyal hizmet emekçilerinin kapsam dışında bırakılması eleştirilere neden oluyor.
Aynı İş Kolunda Farklı Uygulama
Yıpranma payı uygulaması kapsamında sağlık çalışanları için yıllık 60 gün fiili hizmet süresi zammı öngörülüyor. Bu düzenleme sayesinde sağlık personeli emeklilikte daha avantajlı hale geliyor ve belirli şartları taşıyanlar emeklilik yaşından düşülmek üzere ek süre kazanabiliyor.
Ancak sağlık ve sosyal hizmet iş kolunda görev yapan sosyal hizmet emekçileri için benzer bir düzenleme bulunmuyor. Oysa çocuk evleri, kadın konukevleri, engelli bakım merkezleri, huzurevleri ve sosyal hizmet kuruluşlarında çalışan personel de çoğu zaman vardiyalı ve kesintisiz hizmet sistemiyle görev yapıyor.
Ağır Vardiya Gerçeği
Sosyal hizmet alanında çalışan birçok personel 24 saat görev – 48 saat dinlenme ya da yoğun dönemlerde 24 saat görev – 24 saat dinlenme sistemiyle veya 12 saat görev 36 istirahat dinlenme ya da yoğun dönemlerde 12 saat görev 12 saat dinlenme şeklinde çalışılıyor. Bu çalışma modeli, özellikle bakım hizmetlerinin yürütüldüğü kurumlarda yıllardır uygulanan bir sistem.
Çocuk koruma kuruluşlarında travma yaşamış çocuklarla çalışan personel, kadın konukevlerinde şiddet mağdurlarıyla ilgilenen görevliler, engelli bakım merkezlerinde görev yapan çalışanlar ve huzurevi personeli sürekli psikolojik ve duygusal yük, fiziksel zorluk altında hizmet veriyor.
Uzmanlara göre sosyal hizmet alanında çalışan personelin karşı karşıya kaldığı yük yalnızca fiziksel değil; aynı zamanda psikolojik ve duygusal yıpranmayı da içeriyor.
Dezavantajlı Gruplarla 7/24 Hizmet
Sosyal hizmet emekçileri;
– Şiddet mağduru kadınlar
– Koruma altındaki çocuklar
– Ağır engelli bireyler
– Yaşlı bakım hizmeti alan kişiler
gibi toplumun en kırılgan kesimlerine kesintisiz hizmet sunuyor.
Bu görevler yalnızca idari bir iş olarak görülmüyor. Çalışanlar çoğu zaman kriz yönetimi, psikolojik destek, güvenlik riski ve yoğun duygusal baskı altında görev yapmak zorunda kalıyor. Yeri geliyor dayak yiyor yeri geliyor iftiraya maruz kalıp mahkemelerde kendini savunmak zorunda kalıyor. Bu süreçte ise işveren tarafından bir hukuki destek sağlamayı bırakın bilakis yalnız bırakılıyor.
Buna rağmen sosyal hizmet emekçileri için yıpranma payı veya erken emeklilik hakkı tanınmaması, alanda çalışan personel tarafından ciddi bir eşitsizlik olarak değerlendiriliyor.
Sendikalara Yönelik Eleştiriler
Konu yalnızca mevzuat tartışmasıyla sınırlı değil. Sosyal hizmet çalışanları arasında sendikalara yönelik eleştiriler de giderek artıyor.
Sağlık ve sosyal hizmet iş kolunda yetkili olan hem işçi hem de memur sendikalarının bu konuda yeterli girişimde bulunmadığı yönünde eleştiriler dile getiriliyor.
Saha çalışanları, yıllardır gündeme getirilen bu talebin hâlâ somut bir düzenlemeye dönüşmemesini sorguluyor.
“Daha Ne Bekleniyor?” Sorusu
Sosyal hizmet alanında çalışan birçok personel şu soruyu soruyor:
“Sağlık çalışanları ile aynı iş kolunda görev yapan, aynı şekilde vardiyalı çalışan ve çoğu zaman çok daha ağır sosyal vakalarla karşı karşıya kalan sosyal hizmet emekçileri neden hâlâ yıpranma payı kapsamına alınmıyor?”
Uzmanlara göre sosyal hizmet alanındaki çalışma koşullarının da fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilmesi, hem çalışma barışı hem de mesleki motivasyon açısından önemli bir adım olabilir.
Beklenti: Yasal Düzenleme
Sosyal hizmet çalışanları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde görev yapan memur ve işçilerin de yıpranma payı kapsamına alınmasını talep ediyor.
Bu yönde yapılacak bir düzenlemenin, yıllardır 7 gün 24 saat esasına göre hizmet veren sosyal hizmet emekçilerinin emeğinin karşılığı olacağı ifade ediliyor.
Ancak bugüne kadar bu konuda somut bir adım atılmamış olması, alanda çalışan personel arasında “daha ne bekleniyor?” sorusunun daha yüksek sesle dile getirilmesine yol açıyor.
çünkü bizim bir bakanımız yada görenimiz yok malesef
Çok güzel dile getirmissiniz. Tebrikler