WhatsApp
Grubumuza Katıl
WhatsApp Kanalı

ASHB’den Bayram Mesaisi Genelgesi: İdarelere Uyarı — Peki Sahada Gerçeklik Ne?

ASHB’den Bayram Mesaisi Genelgesi: İdarelere  Uyarı — Peki Sahada Gerçeklik Ne?
Yayınlama: 23.04.2026
Düzenleme: 23.04.2026 13:21
A+
A-

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı, 22 Nisan 2026 tarihli acele yazıyla tüm il müdürlüklerini ve bağlı kuruluşları uyardı: Ulusal bayram ve resmi tatil günlerinde “ihtiyaç duyulandan fazla personel” çalıştırıldığı tespit edildi ve bu durum kamu mali mevzuatına aykırı bulundu. Ancak sahada çalışanlar farklı bir tabloyu anlatıyor.

Genelge Ne Diyor?

Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanlığı’nın E-88518912-000-20966138 sayılı ve 22.04.2026 tarihli yazısı, tüm il müdürlüklerine ve Aile ile Toplum Hizmetleri, Çocuk Hizmetleri, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri ile Kadının Statüsü Genel Müdürlüklerine “acele” kaydıyla iletildi.

Yazıda özetle şu tespitler ve talepler yer alıyor:

Bakanlık, yaptığı mali analizler sonucunda bazı il müdürlükleri ve bağlı kuruluşlarda ulusal bayram ile resmi tatil günlerinde ihtiyaçtan fazla personel çalıştırıldığını belirledi. Bu durum, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun etkili, ekonomik ve verimli kaynak kullanımı ilkelerine aykırı bulundu.

Genelge, harcama yetkililerine şu uyarıyı açıkça iletti: 5018 sayılı Kanun’un 70. maddesi uyarınca ödenek miktarını aşan harcama talimatı veren yetkililer, bir aylık net ödemelerinin iki katına kadar para cezasıyla karşılaşabilir.

Buna ek olarak Bakanlık’ın kendi Mali Yönetim Direktifi’ne de atıfta bulunulan yazıda şu kurallar hatırlatıldı:

Sürekli işçilerin bayram ve tatil günleri çalışmalarının karşılığı ücret ödemeleri 01.03.10 (Ücretler) ekonomik kodundan yapılacak; bunun dışındaki fazla çalışmalar ile 24 saat esasıyla çalışanlara ödenecek ilave 3 saatlik fazla çalışma ise 01.03.40 (Fazla Mesai) ekonomik kodundan ödenecektir.

Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma giderleri asgari seviyede tutulmalı; mümkün olan durumlarda işçinin yazılı rızasıyla İş Kanunu’ndaki serbest zaman ve denkleştirme süresi hükümleri öncelikli olarak uygulanmalıdır.

Zorunlu durumlarda fazla çalışma için önceden yazılı izin alınması zorunlu kılındı. İl müdürlükleri ilgili genel müdürlüğe, merkez birimler ise Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na gerekçeli talepte bulunacak. İzinsiz yapılan fazla çalışmalar nedeniyle doğacak tüm idari ve mali sorumluluk ilgili genel müdürlüğe veya başkanlığa ait olacak.


İşçi İçin Bu Ne Anlama Geliyor?

Genelge, idari açıdan bütçe disiplini ve harcama kontrolü çerçevesinde kaleme alınmış olsa da sahadaki işçiler açısından doğrudan sonuçları olan bir düzenlemeyi içeriyor.

Pratik olarak bu genelge, nöbetlerde çalışacak personel sayısının önceden genel müdürlükten yazılı izin alınarak belirleneceği anlamına geliyor. İzin alınmadan gerçekleştirilen fazla çalışmalar karşılığında ödeme yapılması hukuki veya idari açıdan sorunlu hale gelebilir ya da ödeme sürecinde gecikme yaşanabilir. Bunun yanı sıra idareler, ödenek aşımı riskine karşı personel sayısını kısmaya yönelme eğilimi gösterebilir.


Sahada Yaşanan Gerçeklik: Eksik Saat, Baskı Nöbetleri ve Sistematik Sorunlar

Bakanlığın bu genelgesi teorik düzeyde bütçe verimliliğini hedefliyor olsa da uygulamada durum çok daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor.

Mutemet baskısı ve “mesai dolsun” nöbetleri

Birçok ilde mutemet veya idari personelin, eksik saati olan işçileri bu saatleri tamamlatmak amacıyla nöbete çağırdığı bilinmektedir. Bu uygulama fiilen bir baskı aracına dönüşebilmektedir. Normalde tek başına ya da belirlenen kadroyla nöbet tutan bir bakım personelinin yanına “saati eksik” olan başka bir çalışan eklenerek nöbet tutulması durumunda; yol ücreti, yemek ücreti, gece ücreti ve fazla mesai gibi ek mali kalemler devreye girmektedir. Bu da asıl sorunlu bulunan tabloyu, yani “ihtiyaçtan fazla personel çalıştırma”yı bizzat idari pratiklerin ürettiğini gözler önüne sermektedir.

Her kuruluşun kendine özgü koşulları gözetilmeli

Bakanlık genelgesinin en kritik eksikliği ise budur: Bakım hizmeti veren kuruluşlar, hizmet verdikleri bireylerin özel durumuna, bakım ağırlığına ve kuruluşun fiziksel koşullarına göre çok farklı personel ihtiyacı doğurabilir. Örneğin standart bir kuruluşta 17 bakım hizmet alanına tek bir bakım elemanı yeterliyken, özel bakım gerektiren bireylerin bulunduğu ya da davranış sorunu olan vakaların yoğun olduğu bir başka kuruluşta 3 kişilik bir gruba 2 personelin dahi yetersiz kaldığı durumlar söz konusu olabilmektedir.

Bu tür durumlarda yaşanabilecek bir olumsuz olay; bir bakım alıcısının düşmesi, kendine ya da başkasına zarar vermesi veya kaçma girişimi gibi vakalar, hem kuruluş idaresini hem de doğrudan nöbet tutan personeli idari soruşturma, hatta adli süreçlerle yüz yüze bırakabilecek ağırlıkta sonuçlar doğurabilmektedir. Kamuoyunda zaman zaman yer bulan bakımevlerindeki kötü muamele haberleri genellikle yetersiz personel koşullarıyla iç içe geçmektedir.

Genelgeyi yanlış yorumlama, riski artırabilir

Bakanlığın bütçe tasarrufu amacıyla gönderdiği bu yazı, bazı idareler tarafından nöbet kadrolarını daraltmak için bir meşruiyet zemini olarak kullanılabilir. Oysa bu yaklaşım tam da genelgenin önüne geçmeye çalıştığı sorunun — kamu zararı ve hukuki sorumluluk — farklı bir biçimde yeniden üretilmesine yol açacaktır. Yetersiz personelle gerçekleşen bir olumsuz olayda sorumluluk, “idari tasarruf” kararını veren yöneticiye ve nöbette yalnız bırakılan personele eşit biçimde yüklenecektir.


Sayı Değil, Hizmet Güvenliği Esas Alınmalı

Kamu kaynaklarının verimli kullanılması zorunlu ve doğru bir hedeftir. Ancak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı kuruluşlar, standart bir kamu kurumundan farklıdır: Buradaki “hizmet”, bakıma muhtaç çocukların, engellilerin ve yaşlıların doğrudan fiziksel ve duygusal güvenliğiyle ilgilidir.

İdarelerin bu genelgeyi uygulamaya koyarken yapması gereken en doğru adım; kör bir sayı kısıtlamasına gitmek yerine her kuruluşun fiili hizmet profilini, bakım ağırlığını ve geçmiş olay kayıtlarını değerlendirerek personel planlaması yapmaktır. Aksi hâlde hem işçiler haksız bir hukuki yükle baş başa kalacak, hem de bakım hizmetinin kalitesi ve güvenliği ciddi biçimde tehlikeye girecektir.



ailesosyal.com sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Bildirimleri Etkinleştir Evet Hayır