Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde görev yapan binlerce personel, yıllardır çözüm bekleyen görev tanımı sorunlarının çalışma hayatında ciddi belirsizliklere yol açtığını dile getiriyor. Çalışanlara göre sorunun merkezinde ise neredeyse tüm görev tanımlarında yer alan tek bir ifade bulunuyor:
“Amirin verdiği diğer işleri yapmak.”
İlk bakışta kurum hizmetlerinin aksamaması amacıyla düzenlenmiş gibi görünen bu hükmün, uygulamada sınırlarının net çizilmemesi nedeniyle farklı yorumlara açık hale geldiği ve görev tanımlarını işlevsizleştirebildiği belirtiliyor.
Çalışanlar, bu ifadenin zaman zaman asli görevleri dışında kalan işlerin sürekli hale gelmesine gerekçe olarak gösterildiğini, bunun da hem çalışma barışını hem de hukuki belirliliği olumsuz etkilediğini ifade ediyor.
Bir kamu personelinin görev tanımı yalnızca yapacağı işleri gösteren sıradan bir liste değildir.
Görev tanımı;
belirleyen temel hukuki belgedir.
Bu nedenle görev tanımlarının açık, anlaşılır ve yoruma kapalı olması hem çalışanı hem de idareyi koruyan en önemli güvencelerden biridir.
Bakanlığa bağlı farklı kuruluşlarda görev yapan aynı unvana sahip personellerin birbirinden oldukça farklı işlerde görevlendirildiği yönünde çok sayıda şikâyet bulunuyor.
Çocuk Evleri, Çocuk Evleri Siteleri, Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri, Kadın Konukevleri ile diğer sosyal hizmet kuruluşlarında çalışan personeller, görev tanımlarının kurumdan kuruma hatta aynı il içerisindeki farklı kuruluşlarda bile farklı şekilde yorumlandığını ifade ediyor.
Bu durumun hem çalışanlar arasında adalet duygusunu zedelediği hem de uygulama birliğini ortadan kaldırdığı belirtiliyor.
Özellikle çocuk kuruluşlarında görev yapan bakım personelleri, asli görevlerinin çocukların bakım, gelişim ve günlük yaşam ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu hatırlatıyor.
Ancak çalışanların aktardığı örneklere göre zaman zaman;
gibi görevlerin de bakım personellerinden talep edildiği ifade ediliyor.
Çalışanlar, bu tür görevlerin süreklilik kazanmasının bakım hizmetinin niteliğini olumsuz etkilediğini ve görev sınırlarını belirsiz hale getirdiğini belirtiyor.
Bakanlığa bağlı kuruluşlarda görev yapan temizlik personelleri de görev tanımları dışında kalan işlerde görevlendirildiklerini dile getiriyor.
Çalışanların aktardığı örnekler arasında;
yer alıyor.
Temizlik personelleri ise asli görevlerinin hijyen hizmetleri olduğunu, bunun dışındaki işlerin sürekli hale gelmesinin görev tanımının amacına aykırı olduğunu ifade ediyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde görev yapan özel güvenlik görevlileri de zaman zaman güvenlik hizmeti dışında kalan işlerde görevlendirildiklerini belirtiyor.
İddialara göre bazı kuruluşlarda güvenlik görevlilerinden;
gibi güvenlik hizmetiyle doğrudan ilgisi bulunmayan görevler de istenebiliyor.
Oysa özel güvenlik görevlilerinin temel görevi, kuruluşun ve hizmet alan bireylerin güvenliğini sağlamaktır.
Çalışanlara göre sorun yalnızca fazla iş yapmak değil.
Görev tanımlarının belirsizleşmesi;
Özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar gibi hassas gruplara hizmet sunan kuruluşlarda bu durumun hizmet kalitesini de etkileyebileceği ifade ediliyor.
Çalışma hayatı uzmanlarına göre görev tanımlarında yer alan “Amirin verdiği diğer işleri yapmak” hükmü, görev tanımıyla bağlantılı ve makul nitelikteki işleri kapsayacak şekilde değerlendirilmelidir.
Bu hükmün;
amacıyla kullanılması, görev tanımının varlık nedenine aykırı sonuçlar doğurabilir.
Çünkü bu yaklaşımın doğal sonucu şu düşünce oluyor:
“İhtiyaç varsa herkes her işi yapar.”
Ancak kamu hizmetlerinde her unvanın ayrı bir görevi, sorumluluğu ve mesleki yeterliliği bulunuyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çalışanları, görev tanımlarının tamamen katı hale getirilmesini istemiyor.
Ancak görev tanımlarının;
bir yapıya kavuşturulmasını talep ediyor.
Bu kapsamda en çok dile getirilen önerilerden biri ise mevcut görev tanımlarında yer alan;
“Amirin verdiği diğer işleri yapmak.”
ifadesinin,
“Amirin görev tanımına uygun olarak verdiği işleri yapmak.”
şeklinde yeniden düzenlenmesi.
Çalışanlara göre böyle bir değişiklik hem kurumların ihtiyaç duyduğu esnekliği koruyacak hem de keyfi uygulamaların önüne geçecektir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde görev yapan personeller, görev tanımlarının günümüz çalışma koşulları dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesini istiyor.
Çalışanların ortak görüşü, görev tanımlarının belirsizlik üreten değil; görev, yetki ve sorumlulukları açıkça ortaya koyan, hem çalışanı hem de idareyi koruyan bir yapıya kavuşturulmasının çalışma barışını güçlendireceği yönünde.
Çünkü görev tanımları, “her işi yaptırmanın” değil; doğru işi doğru personele yaptırmanın güvencesi olmalıdır.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.