WhatsApp
Grubumuza Katıl
WhatsApp Kanalı

Kağıt Üzerinde Dinlenme, Fiiliyatta Kesintisiz Çalışma: Vardiyalı Çalışmada Görünmeyen Sorun!

Kağıt Üzerinde Dinlenme, Fiiliyatta Kesintisiz Çalışma: Vardiyalı Çalışmada Görünmeyen Sorun!
Yayınlama: 17.06.2026
A+
A-

Kamu kurumlarında vardiyalı çalışma sistemi uzun yıllardır uygulanıyor. Özellikle sağlık kuruluşları, çocuk evleri, engelli bakım merkezleri, huzurevleri ve benzeri 24 saat esasına göre hizmet veren kurumlarda çalışan personel, hizmetin sürekliliğini sağlamak adına gece gündüz görev yapıyor. Ancak son yıllarda çalışanların en çok dile getirdiği sorunlardan biri, fiilen kullandırılmayan ara dinlenme ve istirahat sürelerinin çalışma sürelerinden düşülmesi uygulaması haline geldi.

4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işçiler açısından ara dinlenme hakkı açık biçimde düzenlenmiştir. Kanunun 68’inci maddesine göre ara dinlenmesi çalışma süresinden sayılmaz. Ancak bunun temel şartı, dinlenmenin fiilen kullandırılmasıdır. İşçi gerçekten dinlenebilmeli, çalışma yükümlülüğünden geçici olarak ayrılabilmeli ve bu süreyi serbestçe değerlendirebilmelidir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi 4/A kadrolu memurlar ile 4/B sözleşmeli personel açısından ise durum daha farklıdır. Kanunda işçilerde olduğu gibi dakika dakika belirlenmiş ara dinlenme süreleri bulunmamaktadır. Günlük çalışma saatleri, öğle dinlenmesi ve vardiya düzenleri idareler tarafından belirlenebilmektedir. Ancak burada da temel ilke değişmemektedir: Dinlenme hakkı fiilen kullanılabilir olmalıdır.

Sorun tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır.

Birçok kurumda çalışanlar 12 saatlik veya 24 saatlik vardiyalarda görev yapmaktadır. Ancak bu vardiyalar sırasında çalışanların;

  • Kurum dışına çıkmalarına izin verilmemekte,
  • Görev alanını terk etmeleri mümkün olmamakta,
  • Her an hizmet vermeye hazır halde bulunmaları beklenmekte,
  • Çocuklarla, hastalarla veya bakım hizmeti sunulan bireylerle ilgilenmeye kesintisiz devam etmeleri istenmekte,
  • Yemeklerini dahi hizmet sundukları kişilerle birlikte ve görev başında yemeleri gerekmektedir.

Böyle bir çalışma düzeninde gerçek anlamda bir ara dinlenmeden söz etmek mümkün müdür?

Daha da önemlisi, çalışanlara hangi saatlerde dinlenecekleri önceden bildirilmeksizin, vardiyadan vardiyaya değişen ve tamamen idarenin takdirine bırakılmış şekilde istirahat süreleri çalışma süresinden düşülebilmektedir.

Örneğin 12 saatlik vardiyada 1 saat, 24 saatlik vardiyada 4 saat veya daha fazla süre “istirahat” adı altında sistemden eksiltilmekte; buna karşılık çalışanlar bu sürelerde de fiilen görevlerini sürdürmektedir. Sonuç olarak personelin aylık veya haftalık çalışma saati kâğıt üzerinde düşürülmekte, böylece daha fazla vardiya planlamasının önü açılmaktadır.

Bu durumun doğal sonucu ise çalışma yükünün artmasıdır.

Çünkü çalışanın gerçekte yaptığı çalışma kayıtlara eksik yansıtıldığında, idare personelin daha az çalıştığını varsaymakta ve buna göre yeni vardiyalar planlayabilmektedir. Başka bir ifadeyle, kullanılmayan dinlenme süreleri yalnızca çalışma saatlerinden düşülmemekte; aynı zamanda daha fazla nöbet, daha fazla vardiya ve daha yoğun çalışma düzeninin de gerekçesi haline gelebilmektedir.

Burada sorulması gereken temel soru şudur:

Fiilen hiç kullanılamayan bir dinlenme süresi gerçekten dinlenme olarak kabul edilebilir mi?

Çalışan, her an müdahale etmek zorunda olduğu bir ortamda görevini sürdürürken, sadece yemek yediği için dinlenmiş sayılabilir mi?

Çocuklarla aynı masada yemek yiyen, kriz anında müdahale etmek zorunda kalan, gece boyunca sorumluluğu devam eden bir personelin kâğıt üzerinde istirahatte olduğu nasıl ileri sürülebilir?

İş hukukunda ve idare hukukunda çalışma sürelerinin belirlenmesinde esas olan fiili durumdur. Dinlenme hakkı yalnızca mevzuatta yer alan soyut bir kavram değil, çalışanın bedensel ve ruhsal sağlığını korumayı amaçlayan temel bir haktır.

Elbette kamu hizmetinin sürekliliği önemlidir. Ancak hizmetin sürekliliği, çalışanların dinlenme hakkının tamamen göz ardı edilmesi anlamına gelmemelidir. Personel yetersizliğinin çözümü, fiilen kullandırılmayan dinlenme sürelerini çalışma saatlerinden düşmek olmamalıdır.

Özellikle çocuk bakım kuruluşları, sağlık tesisleri ve 24 saat esasına göre hizmet veren kurumlarda vardiya sistemleri yeniden gözden geçirilmelidir. Ara dinlenmeler açık ve yazılı biçimde belirlenmeli; hangi personelin hangi saatlerde, ne kadar süreyle ve nasıl dinleneceği önceden planlanmalıdır. Daha da önemlisi, bu sürelerin gerçekten kullanılabilir olup olmadığı denetlenmelidir.

Aksi halde ortaya çıkan tablo şudur:

Kâğıt üzerinde dinlenen, gerçekte ise kesintisiz çalışan personel.

Bu tablo yalnızca çalışanların haklarını değil; sunulan kamu hizmetinin niteliğini, çalışan sağlığını ve hizmetten yararlanan bireylerin güvenliğini de doğrudan etkilemektedir.

Dinlenme hakkı bir ayrıcalık değil, insanca çalışma koşullarının vazgeçilmez unsurudur. Fiilen kullanılmayan istirahat sürelerinin rutin biçimde çalışma saatlerinden düşülmesi ise çalışma hayatında çözülmesi gereken önemli sorunlardan biri olarak varlığını sürdürmektedir.


ailesosyal.com sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Bildirimleri Etkinleştir Evet Hayır