Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde çalışan on binlerce işçiyi ilgilendiren mevcut toplu iş sözleşmesinin 31 Aralık 2026 tarihinde sona erecek olması nedeniyle, yeni dönem toplu iş sözleşmesi süreci şimdiden işçi camiasının en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu uyarınca mevcut sözleşmenin bitiminden önceki 120 günlük süre içerisinde yeni dönem için yetki işlemlerine başlanabilecek. Buna göre 31 Aralık 2026 tarihinde sona erecek sözleşme için yetki tespit başvurularının yapılabileceği ilk tarih 02 Eylül 2026 olarak öne çıkıyor.
Yetki başvurusu sonrasında Bakanlık tarafından sendikaların üye sayıları ve çoğunluk şartları incelenecek, itiraz süreçlerinin tamamlanmasının ardından yetki belgesi düzenlenecek ve toplu pazarlık masası kurulacak.
6356 sayılı Kanun’un 41. maddesine göre toplu iş sözleşmesi yapacak işçi sendikasının, başvuru tarihinde toplu iş sözleşmesi kapsamına girecek işyerlerinde gerekli çoğunluğu sağlaması gerekiyor.
Kanunun 42. maddesinde ise Bakanlığın yetki tespitini “başvuru tarihi itibarıyla” yapacağı açık şekilde düzenleniyor.
Bu nedenle sendikalar açısından belirleyici olan unsur, yetki başvurusu yapılan gün itibarıyla sahip olunan üye sayısı olacak.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 17 No’lu Sağlık ve Sosyal Hizmetler İşkolundaki önceki yetki döneminde toplam 23 bin 144 işçi üzerinden yapılan değerlendirmede, yetkili sendika olan Öz Sağlık-İş Sendikası 11 bin 824 üyeye ulaşarak çoğunluğu sağlamış ve toplu iş sözleşmesi yapma yetkisini elde etmişti.
Bu sonuçla birlikte Öz Sağlık-İş, işkolundaki en büyük sendikal güç olma konumunu korurken, rakip sendikalar ise gerekli çoğunluğa ulaşamadı.
Önceki yetki sürecinde özellikle tabandaki birçok gönüllü işçinin örgütlenme çalışmalarıyla dikkat çeken Türkiye Sağlık-İş Sendikası’nın önemli bir yükseliş yakaladığı görülmüştü.
Saha verileri üzerinden yapılan değerlendirmelerde, yeni yetki döneminde Türkiye Sağlık-İş’in en azından yetki başvurusu yapabilecek seviyeye ulaşabilmesi için yaklaşık 9 bin 100 – 9 bin 200 üye bandını aşması gerektiği değerlendiriliyor.
Ancak son dönemde işçiler arasında yapılan değerlendirmelerde, sendika yönetiminin önceki döneme kıyasla yetki sürecine yönelik daha düşük profilli bir çalışma yürüttüğü yönünde görüşler dile getiriliyor.
Özellikle sahadaki bazı işçiler, önceki dönemde oluşan muhalif rüzgarın yeterince değerlendirilemediğini, örgütlenme çalışmalarının beklenen seviyeye çıkarılamadığını ve yetki hedefi konusunda güçlü bir irade ortaya konulamadığını ifade ediyor.
Saha gözlemleri ve mevcut sendikal tablo birlikte değerlendirildiğinde, birçok işçi tarafından 2026 yılı yetki sürecinde fiilen yalnızca Öz Sağlık-İş Sendikası’nın yetki başvurusu yapabileceği yönünde tahminler dile getiriliyor.
Her ne kadar teorik olarak tüm sendikaların yetki başvurusu yapma hakkı bulunsa da, mevcut üye dağılımı ve örgütlenme performansı dikkate alındığında Öz Sağlık-İş’in sürece avantajlı başlayan taraf olduğu görülüyor.
Bu nedenle bazı işçiler tarafından yetki yarışının önceki döneme göre daha düşük rekabetle geçeceği değerlendirmesi yapılıyor.
Diğer taraftan yetkili sendika konumundaki Öz Sağlık-İş Sendikası da sahada çeşitli eleştirilerle karşı karşıya bulunuyor.
Özellikle bazı işçiler;
savunuyor.
Son dönemde işçiler arasında en fazla tartışılan konulardan biri de dini bayramlarda yapılan çalışmalar karşılığında ödenecek ücretlere ilişkin yaşanan süreç oldu.
Bazı işçiler, bayram günlerinde fiilen çalışan işçilerin hak ettikleri ücretlerin korunması konusunda sendikanın daha sert bir tutum alması gerektiğini savunurken, sendika yönetiminin konuya yeterli tepki göstermediğini ileri sürüyor.
Bu eleştiriler kapsamında, “çalışma düzeni işverenin takdirindedir” yaklaşımının işçilerin beklentilerini karşılamadığı yönünde görüşler de dile getiriliyor.
Öz Sağlık – İş Sendikası Yetkiyi Cepte mi Görüyor?
Bugün ASHB sahasında birçok işçinin ortak eleştirisi, Öz Sağlık-İş Sendikası’nın yaklaşan yetki sürecinde kendisini rakipsiz görerek sahadan uzaklaştığı yönünde. İşçiler, aylardır çözülemeyen sorunlar karşısında sendikanın sessiz kaldığını, imza attığı toplu iş sözleşmesinin hükümlerinin dahi eksiksiz uygulanmasını sağlayamadığını ve birçok konuda üyelerinin yanında güçlü bir duruş sergileyemediğini ifade ediyor. Y
etkiyi büyük ölçüde garanti görmenin verdiği rahatlıkla hareket edildiğini düşünen çalışanlar, gerçek bir sendikal mücadelenin ancak güçlü rekabet ve güçlü saha baskısıyla mümkün olacağını savunuyor. 2027 yetki sürecine girilirken işçilerin beklentisi ise koltuğunu korumaya çalışan değil, hakkını sonuna kadar savunan bir sendikal anlayışın ortaya çıkması.
2027 toplu iş sözleşmesi sürecine doğru ilerlenirken gözler bir kez daha sendikaların sahadaki performansına çevrilmiş durumda.
Öz Sağlık-İş halen üye sayısı bakımından açık ara önde görünürken, Türkiye Sağlık-İş’in ise önceki dönemde yakaladığı ivmeyi yeniden oluşturup oluşturamayacağı merak konusu olmaya devam ediyor.
Önümüzdeki aylarda sendikaların sahadaki faaliyetleri, yeni üye kazanımları ve işçilerin göstereceği tercih, yalnızca yetki sürecini değil aynı zamanda 2027-2028 yıllarında uygulanacak toplu iş sözleşmesinin içeriğini de doğrudan etkileyecek.
Yetki başvuru sürecinin başlamasına aylar kala, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı işçileri açısından sendikal rekabetin yeniden şekillenmeye başlaması gereksede sahada bir yarış veya mücadelenin esamesi okunmuyor.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.