WhatsApp
Grubumuza Katıl
WhatsApp Kanalı

Bakım Personeli: “Hizmetli Değil, Bakım Personeliyiz”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına (ASHB) bağlı çocuk evleri, huzurevleri ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan 657’ye tabi çocuk, yaşlı ve engelli bakım personeli kadro, unvan, görev tanımı ve çalışma düzenine ilişkin kapsamlı bir düzenleme talep ediyor. Bakım personelinin Yardımcı Hizmetler Sınıfı (YHS) içerisinde “Hizmetli” unvanıyla çalıştırılması yerine yaptıkları işin niteliğine uygun mesleki bir statüye geçirilmesi […]

Bakım Personeli: “Hizmetli Değil, Bakım Personeliyiz”
Yayınlama: 25.08.2026
Düzenleme: 25.08.2026 09:18
A+
A-

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına (ASHB) bağlı çocuk evleri, huzurevleri ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan 657’ye tabi çocuk, yaşlı ve engelli bakım personeli kadro, unvan, görev tanımı ve çalışma düzenine ilişkin kapsamlı bir düzenleme talep ediyor.

Bakım personelinin Yardımcı Hizmetler Sınıfı (YHS) içerisinde “Hizmetli” unvanıyla çalıştırılması yerine yaptıkları işin niteliğine uygun mesleki bir statüye geçirilmesi talep ediliyor.

“Bakım hizmeti yardımcı iş değil, uzmanlık gerektiren bir hizmet”

Taleplerin temelinde, çocuk, yaşlı ve engelli bireylere doğrudan bakım ve rehabilitasyon hizmeti veren personelin yaptığı iş ile mevcut kadro unvanının birbiriyle örtüşmediği görüşü bulunuyor.

Bakım hizmetlerinin pedagojik bilgi, temel tıbbi bilgi ve rehabilitasyon teknikleri gerektirdiği belirtilirken, “Hizmetli” unvanının personelin eğitimini ve uzmanlığını yansıtmadığı savunuluyor.

Ayrıca hizmetli kadrosunun genel temizlik ve taşıma gibi işleri de kapsamasının, bakım personelinin asli görevi dışındaki işlerde çalıştırılmasına yol açabildiğine dikkat çekiliyor. YHS statüsünün ek gösterge, emeklilik ve kariyer olanakları bakımından da çalışanlar açısından dezavantaj oluşturduğu ifade ediliyor.

Yeni unvan önerileri: “Sosyal Bakım Teknikeri” öne çıkıyor

Personel yalnızca mevcut sistemi eleştirmiyor, alternatif kadro ve unvan önerileri de talep ediyor.

Çocuk bakımında Çocuk Eğiticisi veya Çocuk Gelişim ve Bakım Teknikeri, yaşlı bakımında Geriatrik Bakım Uzmanı/Teknikeri, engelli bakımında ise Engelli Rehabilitasyon ve Bakım Destek Personeli gibi unvanların değerlendirilmesi isteniyor.

Üç bakım alanını kapsayabilecek ortak unvan olarak ise “Sosyal Bakım Teknikeri”, “Sosyal Bakım Görevlisi” veya “Sosyal Bakım Sorumlusu” seçenekleri öneriliyor. Personelin eğitim durumuna göre Teknik Hizmetler veya Sağlık Hizmetleri sınıfında değerlendirilmesi de talepler arasında.

Personel sirkülasyonuna dikkat çekildi

Statü sorununun yalnızca çalışanların özlük haklarını değil, doğrudan hizmet kalitesini etkilediği ileri sürülüyor.

Ağır sorumluluk üstlenen personelin “Hizmetli” unvanıyla çalışmasının mesleki aidiyeti zayıflattığı ve nitelikli çalışanların kurumdan ayrılmasına neden olabildiği belirtiliyor. Sürekli personel değişiminin de kurum hafızasına ve hizmet kalitesine zarar verdiği savunuluyor.

Özellikle çocuk, yaşlı ve engelli bireylerin bakım veren personelle güvene dayalı ve sürekli bir ilişkiye ihtiyaç duyduğuna dikkat çekilerek, sık personel değişiminin bakım ve rehabilitasyon süreçleri üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.

7/24 çalışma ve psikososyal yük vurgusu

Talepler arasında öne çıkan bir diğer başlık ise bakım personelinin çalışma koşulları.

Bakım hizmetinin 7 gün 24 saat devam ettiği; personelin yalnızca fiziksel bakım gerçekleştirmediği, hizmet alan çocuk, yaşlı veya engelli bireylerin sağlık krizleri, öfke nöbetleri ve duygusal ihtiyaçlarıyla da ilgilendiği belirtiliyor.

Bu nedenle bakım hizmetinin YHS içerisinde değerlendirilmesinin çalışanlarda yaptıkları işin karşılığının statü açısından verilmediği düşüncesini güçlendirdiği savunuluyor.

“Eğitim ile kadro arasında uyumsuzluk var”

Bakım personelleri sahada görev yapan personelin bir bölümünün Sosyal Hizmetler, Çocuk Gelişimi veya Yaşlı Bakımı gibi önlisans ve lisans programlarından mezun olduğu belirtiliyor.

Alanında eğitim almış ve bakım hizmetinde çalışan bir personelin resmi kadro kayıtlarında “Hizmetli” olarak yer almasının eğitim-kadro uyumsuzluğu oluşturduğu değerlendirilerek, “Sosyal Bakım Teknikeri” kadrosuna geçiş öneriliyor.

Sağlık Hizmetleri Sınıfı önerisi de gündemde

Dikkat çeken taleplerden biri de bakım personelinin yaptığı bazı işlemler nedeniyle Sağlık Hizmetleri Sınıfının değerlendirilmesi.

Dosyada bakım sürecinde ateş ve şeker ölçümü, ilaç dozaj yönetimi ve yara bakımı gibi sağlıkla doğrudan ilişkili uygulamaların bulunabildiği belirtilerek, bunların “Hizmetli” statüsündeki personel tarafından gerçekleştirilmesinin hukuki ve mesleki risk yaratabileceği ileri sürülüyor. Bu nedenle bakım hizmetlerinin Sağlık Hizmetleri Sınıfı çatısı altında ele alınmasının personel ve kurum açısından hukuki güvenliği güçlendireceği savunuluyor.

Yeni yönetim modeli: “Bakım Koordinatörü”

Yine gelen talepleden en dikkat çekici olanı kuruluşlarda “Bakım Koordinatörü” modeline geçilmesi.

Öneriye göre bakım personelinin doğrudan denetimi, nöbet planlaması ve iş akışının yönetimi; yine bakım personeli arasından liyakat ve mesleki yeterlilik esasına göre belirlenecek bir Bakım Koordinatörü tarafından yürütülmeli.

Bu önerinin gerekçesinde mevcut sistemde bakım personelinin farklı birimlerden talimat alabildiği ve bunun “çok başlılık” yarattığı belirtiliyor. Yeni modelde personelin Bakım Koordinatörü ile doğrudan bağlı olduğu kurum yöneticilerine karşı sorumlu olması öneriliyor.

Koordinatörün belirlenmesinde ise KPSS puanı, Bakanlığın yapabileceği mesleki yeterlilik sınavı ve eğitim düzeyi gibi ölçülebilir kriterlerin kullanılması öneriliyor. Böylece hem liyakat esaslı bir sistem kurulması hem de bakım personeli için yeni bir kariyer basamağı oluşturulması hedefleniyor.

Yemek ve temizlik işlerinin görev tanımından çıkarılması istendi

Bakım personelinin en önemli taleplerinden biri de görev tanımlarının kesin biçimde ayrılması.

Çalışmada bakım personelinin insan bakımı ve rehabilitasyonuna yoğunlaşması gerekirken sahada yemek hazırlama, bulaşık yıkama ve genel temizlik gibi görevlerle karşılaşabildiği belirtiliyor.

Bu uygulamanın hem asli bakım hizmetini aksatabileceği hem de personelin fiziksel yükünü artırabileceği savunuluyor.

Yemek hazırlamanın ayrıca hijyen ve beslenme açısından uzmanlık gerektiren ayrı bir hizmet olduğu belirtilerek bu işlerin profesyonel aşçı ve temizlik personeli tarafından yürütülmesi gerektiği ifade ediliyor.

Dikkat çekilen güvenlik boyutu ise oldukça önemli: Bir personelin mutfakta yemek hazırlarken aynı anda ünitedeki çocuk, yaşlı veya engelli bireylerin güvenliğini ve gözetimini sağlamasının güç olduğu; bu nedenle yan görevlerin düşme ve yaralanma gibi önlenebilir olayların riskini artırabileceği değerlendiriliyor.

Dört temel düzenleme talebi öne çıkıyor

Bütün olarak değerlendirildiğinde bakım personeli açısından dört ana reform talebi öne çıkıyor:

  1. Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve “Hizmetli” unvanından çıkarılma,
  2. Eğitim ve yapılan işe uygun mesleki kadro ve unvan oluşturulması,
  3. Liyakat esaslı “Bakım Koordinatörlüğü” sistemi kurulması,
  4. Yemek, bulaşık ve genel temizlik gibi işlerin bakım personelinin görev tanımından çıkarılması.

Taleplerin temel yaklaşımı, bakım hizmetinin klasik anlamda bir “yardımcı hizmet” olarak değil; çocuk, yaşlı ve engelli bireylerle doğrudan temas edilen, süreklilik, eğitim, sorumluluk ve mesleki yeterlilik gerektiren ayrı bir hizmet alanı olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde.

Son olarak görev tanımlarının personelin eğitim ve uzmanlığıyla uyumlu hale getirilmesinin, çalışanların yalnızca özlük hakları açısından değil; bakım hizmetinin kalitesi, hizmet alanların güvenliği ve Bakanlığa bağlı kuruluşların profesyonel bakım ve rehabilitasyon merkezi niteliğinin güçlendirilmesi açısından da gerekli olduğu ifade ediliyor.


ailesosyal.com sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.