Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
(Not:657’ye tâbii memur/sözleşmeli personel için)
Gençlik ve Spor Bakanlığının 81 ile gönderdiği resmi görüş yazısında, 12/36 vardiyasında çalışan koruma ve güvenlik görevlilerinin yemek ve dinlenme molalarının kâğıt üzerinde değil, fiili duruma göre değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Görev yerinden ayrılamayan ve mola sırasında dahi gözetim yükümlülüğü devam eden personelin fiilen mola kullanmış sayılamayacağı yönündeki değerlendirme, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında 24 saat esasına göre çalışan bakım ve güvenlik personelinin durumunu yeniden gündeme taşıdı.
Gençlik ve Spor Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 1 Eylül 2026 tarihli resmi yazısı, vardiyalı çalışan kamu personelinin çalışma sürelerinin hesabı açısından önemli bir değerlendirme içeriyor.
Yazının dayanağında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun çalışma sürelerine ilişkin hükümleri ile sözleşmeli personelin çalışma sürelerine ilişkin düzenlemeler bulunuyor. Yazıda 657 sayılı Kanun’a tabi personelin genel haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğu, 24 saat devamlılık gösteren hizmetlerde ise çalışma saat ve şekillerinin kurumlar tarafından düzenleneceği hatırlatılıyor.
Resmi yazının Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı personeli açısından da tartışılması gereken en önemli bölümü ise son maddesinde bulunuyor.
Gençlik ve Spor Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün değerlendirmesine göre, vardiyalı çalışan personelin yemek ve dinlenme sürelerinin çalışma süresinden düşülüp düşülmeyeceği belirlenirken sadece vardiya çizelgesinde “mola” bulunması yeterli görülmüyor.
Molaların fiilen kullanılıp kullanılamadığı somut olarak tespit edilmelidir.
Nitekim resmi görüşte;
“Molası süresince dahi görev yerinden ayrılamayan ve gözetim yükümlülüğü devam eden personel yönünden fiilen mola kullandırıldığından söz edilemeyeceği”
tespitine yer veriliyor.
Bunun sonucunda, bu durumdaki 12/36 vardiyalı güvenlik personelinin 12 saatlik vardiyasının tamamının çalışma süresine dahil edilebileceği ve haftalık 40 saati aşan bölümün fazla çalışma hesabında değerlendirilebileceği mütalaa ediliyor.
Bu değerlendirme doğrudan Gençlik ve Spor Bakanlığı personeli hakkında verilmiş olmakla birlikte, ortaya koyduğu “kâğıt üzerindeki mola değil, fiilen kullanılabilen mola” yaklaşımı ASHB’deki çalışma düzeninin de ayrıca değerlendirilmesini gerekli kılıyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı çocuk, engelli ve yaşlı bakım kuruluşlarında çalışan personelin önemli bir bölümü 24 saat kesintisiz hizmet veren kuruluşlarda görev yapıyor.
Özellikle 657 sayılı Kanun’un 4/A maddesine tabi bakım personeli ile 4/B statüsündeki destek personeli, çocuk bakıcısı ve bakım personeli açısından temel soru şudur:
Personel yemek veya dinlenme süresinde sorumluluğundaki çocuk, engelli ya da yaşlı bireylerden tamamen ayrılabiliyor mu? Görev ve gözetim sorumluluğunu başka personele devrederek serbestçe kullanabileceği gerçek bir dinlenme süresi bulunuyor mu?
Eğer bunun cevabı “hayır” ise çalışma sürelerinin fiili durum dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
Nitekim Bakanlığın kendi personel alım ilanlarında dahi 4/B çocuk bakıcılarının 24 saat esasına göre çalışan sosyal hizmet kuruluşlarında görev yapacağı; bayram, tatil ve mesai saatleri dışında nöbet hizmeti yürüteceği açıkça belirtiliyor. Daha önemlisi, çocukların öz bakım ve güvenliklerinin takip edilmesinin yanında yemeğin sofrada çocuklarla birlikte yenilerek çocuklara refakat edilmesi de doğrudan görevler arasında sayılıyor.
Bu ayrıntı son derece önemli.
Çünkü personelin “yemek molası” olarak gösterilen bir zaman diliminde dahi çocuklarla birlikte yemek yemesi ve bu sırada çocuklara refakat etmesi görev tanımının bir parçasıysa, bu sürenin otomatik olarak serbestçe kullanılan bir ara dinlenmesi kabul edilip edilemeyeceğinin Bakanlık tarafından açıklığa kavuşturulması gerekiyor.
Sorun yalnızca çocuk bakım kuruluşları üzerinden ele alınmamalı.
ASHB bünyesinde engelli bakım ve rehabilitasyon merkezleri, huzurevleri ve yaşlı bakım kuruluşları başta olmak üzere kesintisiz hizmet veren çok sayıda kuruluş bulunuyor.
Engelli bakım hizmetlerine ilişkin Bakanlık mevzuatında bakıcıların sorumlu oldukları bireylerin yeme-içme, tuvalet, banyo, temizlik, giyinme ve diğer günlük öz bakım ihtiyaçlarını karşılama, yardım etme veya takip etme yükümlülükleri bulunuyor. Personelin çalışma saatlerinin de hizmet alanların günlük yaşam faaliyetlerine göre düzenlenmesi öngörülüyor.
Güncel huzurevi düzenlemelerinde de hizmetlerin 24 saat esasına göre kesintisiz yürütülmesi amacıyla nöbet hizmeti öngörülüyor.
Dolayısıyla yapılacak değerlendirme yalnızca “çocuk bakıcısı” unvanıyla sınırlandırılmamalı; çocuk, engelli ve yaşlı bakım hizmetlerinde çalışan ve vardiya sırasında hizmet alanlardan fiilen ayrılamayan bütün bakım personeli açısından görev ve çalışma koşulları incelenmelidir.
Gençlik ve Spor Bakanlığının tereddütleri Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne taşıyarak aldığı görüşü 81 il valiliğine göndermesi dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Söz konusu yazının dağıtımının 81 il valiliğine (Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü) yapıldığı görülüyor.
Benzer bir incelemenin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından da yapılması gerekiyor.
ASHB Personel Genel Müdürlüğü ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından özellikle şu hususlar açıklığa kavuşturulmalıdır:
Bakanlığın, kuruluşlar arasında farklı uygulamaların oluşmasını önlemek amacıyla konuyu merkezden değerlendirmesi ve sonucunu 81 il müdürlüğüne ve bağlı sosyal hizmet kuruluşlarına açık bir görüş yazısıyla bildirmesi çalışma barışının sağlanması açısından önem taşıyor.
GSB yazısının dikkat çeken diğer boyutu ise koruma ve güvenlik görevlilerinin resmî ve dinî bayramlardaki çalışmaları.
GSB görüşünde ayrıca 8 saatin maktu ödeme değil üst sınır olduğu; 8 saatten az çalışmada fiili saat üzerinden, 8 saat ve üzerindeki çalışmalarda ise 8 saat üzerinden hesaplama yapılacağı belirtiliyor.
Bu nedenle söz konusu toplu sözleşme hükmünün kapsamına giren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığındaki 4/A ve 4/B koruma ve güvenlik görevlileri bakımından da uygulamanın açıklığa kavuşturulması ve hak kazanan personele ödemelerin eksiksiz yapılması gerekiyor.
Burada GSB’ye özgü 3289 sayılı Kanun’un ek 16’ncı maddesindeki 5 kat artırımlı ödeme ile bütün kamu görevlilerine yönelik toplu sözleşmedeki güvenlik personeli düzenlemesinin birbirinden ayrılması gerekiyor. GSB yazısındaki 5 katlı ödeme, Gençlik ve Spor Bakanlığının özel kanuni düzenlemesine dayanıyor; ASHB güvenlik personeline doğrudan 5 kat ödeme yapılacağı sonucu bu yazıdan çıkarılamaz.
Buna karşılık 8. Dönem Toplu Sözleşmedeki koruma ve güvenlik görevlilerine ilişkin hükmün ASHB’deki kapsam dahilindeki personele uygulanması ayrı ve önemli bir konu olarak Bakanlığın gündeminde olmalıdır.
Bakım personelinin durumu ise güvenlik personelinden hukuken farklı.
Mevcut GSB yazısındaki güvenlik görevlilerine özgü 3 katlı bayram ödemesinin bakım personeline doğrudan uygulanabileceğini söylemek mümkün değil.
Ancak ASHB’nin 24 saat kesintisiz çalışan kuruluşlarında bakım personeli de Ramazan ve Kurban Bayramı, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim gibi günlerde hizmeti sürdürüyor. Çocukların, engellilerin ve yaşlıların bakım hizmeti bayram nedeniyle durmuyor.
Bu nedenle bakım personelinin ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki fiili çalışmalarının karşılığının mevcut mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi; mevcut düzenlemelerin yeterli olmadığı noktaların ise toplu sözleşme, mevzuat veya bütçe düzenlemeleri yoluyla çözüme kavuşturulması gerekiyor.
Ortaya çıkan temel mesele aslında oldukça açık:
Bir personele vardiya çizelgesinde “1 saat yemek ve dinlenme” yazılması, tek başına o personelin gerçekten bir saat dinlendiğini göstermiyor.
Personel o süre içerisinde;
bu sürenin gerçekten ara dinlenmesi olup olmadığı fiili koşullara göre belirlenmelidir.
GSB’nin 81 ile gönderdiği görüş yazısındaki en önemli yaklaşım da tam olarak budur: Görev yerinden ayrılamayan ve gözetim yükümlülüğü devam eden personele fiilen mola kullandırıldığından söz edilemeyebilir.
Şimdi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından beklenen; kendi kuruluşlarının özgün çalışma koşullarını dikkate alarak çocuk, engelli ve yaşlı bakım hizmetlerinde çalışan personel ile koruma ve güvenlik görevlilerinin durumunu hukuken incelemesi, uygulama birliğini sağlaması ve 81 ile gönderilecek kapsamlı bir görüş yazısıyla “fiili çalışma–fiili mola” ayrımını netleştirmesidir.
Böyle bir düzenleme yalnızca fazla çalışma hesabını değil; nöbet çizelgelerini, haftalık çalışma sürelerini, telafi izinlerini ve personelin mali haklarını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.